| | Üretsiz Blog oluştur

evden eve nakliyat

Modern Warfare 3 altı haftada 1.1 milyar dolar yapar

Oyun sektörüne dair tahminleriyle adından sıklıkla söz ettiren analist Michael Pachter Call of Duty: Modern Warfare 3′ün bu yıl bütün oyunlardan daha fazla satacağını dile getirdi.

“Call of Duty: Modern Warfare 3 muhtemelen yılın en çok satan oyunu olacak. MW3 yüksek puanlar alırsa (Metacritic’te 85 ve üzeri puan) en azından Black Ops’un satışlarını yakalar (25 milyondan fazla).”

Aslında Pachter Modern Warfare 3′ün Black Ops’u satış yönünden geride bırakmasını umuyor. Modern Warfare 3′ün aynı zaman zarfında %10 daha fazla satacağını iddia eden Pachter, oyunun ilk 6 haftasında 1.1 milyar dolar kazandıracağını öne sürdü. Ayrıca Pachter Call of Duty Elite’in premium versiyonunun 3-4 milyon üyeye ulaşmasını beklediğini de sözlerine ekledi.

Dikmen Evden Eve Nakliyat

Ankara Dikmen şehrin gelişimde önde olan ve oldukça lüks bir kentidir. Dikmen Vadisi başta olmak üzere bir çok güzel yeri vardır. Düzgün yapılaşması ve gelişen kentsel dönüşüm projeleri ile olduça önemli bir yerleşim birimi olmuştur.

Ankara Banka Nakliyesi

Nakliyat ile Banka Nakliyesi işlemi; banka şubenizin yeni bir şubedeki adrese taşınırken elektronik ve mekanik ağır eşyalarınızın zarar görmemesi adına hassas paketleme yaptıpılarak ve sadece ankara ilçe ve semtlerine ve yakın semtlerine verdiğimiz nakliyat hizmetini kapsanmaktadır. Banka taşımacılığındaki elektronik ve mekanik ağır malzemeleri hassas teknoloji ürünleri olduğundan çok uzak mesafelere taşıma yapamıyoruz.

TİM’in 6 projeli paketi

1 - BOTAŞ'ın istediği
     teminata senetli çözüm

İlk olarak BOTAŞ'ın şirketlerden bir yıllık kullanım bedelini teminat olarak istediğini hatırlatan Büyükekşi, "Bu konuda 30 Nisan'a kadar süre almıştık. Biz teminat yerine borcunu zamanında ödeyen firmalardan senet almalarını önerdik. Bu konudaki görüşmeler sürdü. Geçen hafta BOTAŞ Genel Müdürü ve Enerji Bakanı ile görüştük. Artık borcunu zamanında ödeyen firmaların vereceği senetler kabul edilecek. BOTAŞ, kendi arasında bir toplantı yapıp önümüzdeki hafta bunu açıklayacak" dedi. Bu noktada iki konuda mutabık kaldıklarını belirten Büyükekşi, "Birincisi firmanın devlette alacağı varsa, mahsuplaşma yoluyla ödeme yapılabilecek. İkinci olarak ise bazı firmaların taksitlendirme gibi talepleri vardı. Bunu talep eden firmalar için de bankalarla anlaşacaklar. Banka firmayı kredilendirecek ve borcunu BOTAŞ'a ödeyecek. Firma da bu krediyi taksitle ödeyecek. Bu konudaki detayları BOTAŞ karara bağlayacak" diye konuştu.

 

2 - İhracatçının alacağı
     sigorta altına alınıyor

Yapılan ihracattan dolayı yurtdışında bazı firmalarda zaman zaman alacakların oluştuğunu belirten Büyükekşi, "Şu anda ihracatın yüzde 10-15'i sigorta ediliyor. Biz TİM olarak Hernes, Coface ve Atradius olmak üzere 3 sigorta firmasıyla anlaştık.

İhracatın yüzde 90'ının garantiye alınmasını sağlıyoruz. TİM aracılığıyla başvuruda bulunanlara yüzde 10 da indirim yapılacak" dedi. Karşı tarafın malı kabul etiğini bildirdiği anda sigortanın başlamış olacağını belirten Büyükekşi, "Bankaların bu paraları ödenene kadar geçecek süre zarfında teminat olarak kabul etmesi için çalışma yapıyoruz. BDDK'dan bu konuda izin istedik. O da Türkiye Bankalar Birliği'ne yazı yazdı. Henüz üzerinde çalışılıyor. Ancak kabul görecektir diye düşünüyoruz" dedi.

 

3 - Kredi Garanti
     Fonu hayata geçiyor

Yaklaşık 3 aydır Kredi Garanti Fonu'nu (KGF) gündeme getirdiklerini belirten Büyükekşi, "Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanı, Başbakan ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren'den destek aldık. Sayın Nazım Ekren, 'Gözün aydın hayata geçiriyoruz' dedi" diye konuştu. Merkez Bankası'nın faiz indiriminin kredi faizlerine yansımadığından şikayet eden Büyükekşi, "Fonlar 40 milyar lira büyürken, krediler 5 milyar lira büyüdü. Bankalar kredi verme konusunda son derece seçici davranıyor. Kredi isteyene banka vermiyor, bankanın vermek istediği kişilerse faizleri yüksek buluyor. Kurun yükselmesinden dolayı da firmaların teminat eksiği ortaya çıkıyor. Biz 'KGF ile yüzde 30'unu bankalar risk etsin, yüzde 70'in devlet garanti etsin' istiyoruz. Bizim beklentimiz yaklaşık 20 milyar lira ilave kredi olması. Çünkü kriz başlangıcında bankaların 280 milyar lira kredi alacağı vardı. Şimdi 260 milyar liraya düşmüş. İşte bu aradaki 20 milyar lira" dedi.

 

4 - Kaplan ve Porter'la 500
     milyar dolara koşulacak

Dünyaca ünlü stratejistler Robert Kaplan ve Michael Porter'ın Palladium isimli bir şirketi olduğunu hatırlatan Büyükekşi, "Bu şirketle '2023 için koyduğumuz 500 milyar dolar hedefine nasıl ulaşırız 'diye çalışma yapma kararı aldık. Ne kadar anlaştığımızı söylemeyeyim ama ücret pazarlığı iki ay sürdü. Hedefe ulaşmak için bir strateji belirlemek üzere anlaştık. Çalışma başladı. 7-8 ay sürecek.

Her sektörden 5, 10 ve 15 yıllık rakamlara ulaşmaları için hedefler koymasını isteyeceğiz. Biz de çalışmayı bitirdikten sonra metodoloji çıkartacağız. Strateji için yeni sektörler de olabilir. Ancak şu anda 23 sektör için 23 strateji belirlenecek. Ve bunlarda ne derece başarıya ulaşıldığı takip edilecek. İhracatın strateji haritasını çıkarmış olacağız" dedi. Paladium'un 2007'de Brezilya'nın 2013'e kadar stratejisini belirlediğini anlatan Büyükekşi, ABD Hazinesi ve Dubaililer'in de Paladium ile çalıştığını kaydetti. Büyükekşi, "Önce üst düzey görüşme, sonra paydaşlar belirlenecek. 23 Mayıs'ta çalıştay yapacağız. Sanayi ve Enerji Bakanlıkları, DTM, DPT, Merkez Bankası, EPDK, BDDK, Eximbank, sanayiciler, ihracatçılar herkesi davet edeceğiz. Çalışma bittikten sonra da herkesle paylaşacağız" diye konuştu.

 

5 - Düşük ihracatı olan

      iller için özel çalışma

İhracatı 500 milyon doların altında illere yönelik bir çalışma yapacaklarını da anlatan Büyükekşi, bu konuda Tınaz Titiz'le anlaştıklarını kaydetti. İlk planda seçtikleri illerin Zonguldak, Kahramanmaraş, Ordu, Şırnak, Mardin, Malatya, Afyon, Muğla ve Karaman olduğunu söyleyen Büyükekşi, "Önümüzdeki döneme ait ihracat rakamlarını da bu illere ağırlık vererek açıklayacağız. Bu illere iki ay önceden gidip, ekonomisine bakacağız. Toplantılar düzenleyeceğiz. O şehirlerle ilgili çalışmaları kitapçıkta toplayacağız. O şehrin dinamiklerini ortaya çıkartacağız" dedi.

 

6 - Teşvikte ihracatçı için

      pozitif ayrımcılık istendi

Sektörel ve bölgesel teşviklerle ilgili Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan'la görüşmeler yaptıklarını belirten Büyükekşi, "Biz  krizle birlikte sanal ortamda para hareketlerinin biteceğini, sıcak para girişinin azalacağını ve doğrudan yatırımların düşeceğini söyledik. Bu nedenle en büyük döviz girdisinin ihracat ve turizm olacağını ilettik. Sanayi Bakanlığı'ndan da ihracata pozitif ayrımcılık yapmasını talep ettik. Diğer yatırımlara X bir teşvik veriliyorsa, ihracat yapanlara artı 1 teşvik istedik. Kendileri de not aldı" dedi.

 

Obama mektubunda
"Bu nasıl partnerlik" sitemi

ABD Başkanı Barack Obama geldiği zaman Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Babacan ve Başbakan Yardımcısı Ekren'e bir bilgi notu sunduklarını belirten
Büyükekşi, "Mektupta, Türkiye'nin ihracatının 2001-2008 profilini rakamlarla çizdik. 7 yılda ihracatımızdaki artış oranı ortalama yüzde 321. BAE'ye yapılan ihracattaki artış yüzde 1867, Rusya'ya yapılan ihracattaki artış yüzde 601, İngiltere'ye yapılan ihracattaki artış yüzde 375, Fransa'ya yapılan ihracattaki artış yüzde 249. Ancak ABD'ye yapılan ihracattaki artış sadece yüzde 37.

Mektupta sanki görülmeyen bir elin bizi engellediğine dikkat çektik. Çünkü 2001'de toplam ihracatın yüzde 10'u ABD'ye yapılırken, bugün ABD'nin payı yüzde 3.2'ye düşmüş. Öte yandan ABD'nin ithalatı 2.1 trilyon dolar olmuş. Bizim payımız yüzde 0.22'ye düşmüş. Ticari partnerliğin söz konusu olmadığını anlattık. Cumhurbaşkanımızın Irak'a yaptığı ziyarette benzer bir konu gündeme geldi. Türkiye-Irak sınırında kurulabilecek bir bölgede hem Irak, hem Doğu Anadolu Bölgesi'ni geliştirmek adına buradan yapılacak ürünler hiçbir ayrım olmadan, gümrükten muaf olarak işlem görecek. Benzerinin ABD'ye de yapılmasını istedik. Sayın Cumhurbaşkanımız Dünya İş Adamları Kongresi'ne katıldığında, bizim verdiğimiz mektubu ve bu konuyu gündeme getirmiş. Kendisiyle görüştüğümde, 'Obama bu rakamların böyle olmasına hayret etti. Hemen 'Türkiye ile ticareti nasıl artırabiliriz, geliştirebiliriz' diye bir komisyon kurulması için talimat verdi. Bu konuda en kısa zamanda bu çalışmanın yapılmasıyla ilgili iki tarafta da çalışma yapılacak' dedi" diye konuştu.

 

İstihdamı korumak için
geçiş dönemi istediler

Türkiye'nin iç tüketiminin mutlaka canlandırılması gerektiğini belirten Büyükekşi, Çünkü şu anda dış pazardaki talep daralması bizim düzelteceğimiz bir iş değil. Biz eni pazar arayışlarına giriyoruz. Halbuki bir geçiş dönemine ihtiyacımız var. Bu da istihdam açısından önemli" dedi. "AB'ye bu kadar ihracat yapabiliyorsak, kalite ve fiyatı kabul ettirmişiz demek ki" diyen Büyükekşi, "Ama bunu insan kaynağımız ile yapmışız. Ne makine, ne sermaye, insan kaynağı bizim için en önemli unsur. Üretime ara verirsek bunları kaybederiz. Türkiye bu geçiş döneminde insan kaynağına sahip çıkıp, kriz sonrasında kaldığı yerden devam etmeli. Bunun için iç talebin canlanmasını istiyoruz. Bizim 'bir geçiş dönemine ihtiyacımız var' diyoruz" diye konuştu. İhracatçının nefes alması için KGF'nin hemen devreye girmesini ve kredilerin yapılandırılması gerektiğini belirten Büyükekşi, iç talebin canlanması için de tüketici kredilerinin üzerindeki yüklerle ilgili düzenleme yapılmasını istediklerini kaydetti. Çin'in ocak ayı ihracatının yüzde 17.4 düştüğünü ancak sanayi üretiminin yüzde 19 arttığını belirten Büyükekşi, "Çünkü iç talebi canlandırmışlar. Demek ki Çin, iç piyasaya satmış" dedi.

 

Hurda indirimi gerekli

ÖTV indiriminin ardından mart sonu itibariyle satılan araçların yüzde 74'ünün ithal, yüzde 26'sının yerli olduğunu belirten Büyükekşi, "Bizim için hurda indirimi önemli. Almanya ve Fransa hurda indirimi getirdi, 2500 Euro araç başına verdiler, sektör çok canlandı. Bu sayede bizim yan sanayicilerimizin ihracatı da arttı. Eskiden oto ana sanayinin ihracattaki payı yüksekken bu teşviklerle yan sanayinin ihracatı arttı. Sektörün yılsonuna kadar ayakta kalabilmesi için hurda indirimi çok önemli" dedi.

 

İhracatta Afrika'nın payı artıyor

AB pazarının Türkiye ihracatı için çok önemli olduğunu belirten Büyükekşi, yükselen
pazar olarak Afrika'yı gösterdi. Büyükekşi, "Avrupa'nın 2007'deki payı yüzde 57,
2008'deki payı yüzde 49, 2009'un ilk üç ayında payı ise yüzde 46. Bu yılın ilk üç
ayında Afrika'ya yapılan ihracat 2.4 milyar dolar. AB'nin yüzde 25'ine denk.
Ortadoğu'ya ihracat ilk üç ayda yüzde 14'ten yüzde 18'e çıktı. Mısır'a yapılan
ihracat yüzde 141, Irak'a yapılan ihracat yüzde 77, Cezayir'e yapılan ihracat yüzde
76, Libya'ya yapılan ihracat yüzde 56, Suriye'ye yapılan ihracat yüzde 35 arttı. Bu
ülkelerde artış olmasa ihracat yüzde 35'ten daha fazla düşerdi. Ancak herkesin gözü
Afrika'da. Çin'in ABD'nin gözü Afrika'da" diye konuştu.

 

1.7 TL'lik dolar kuru
için lobi yapıyorlar

Merkez Bankası ile geçmiş dönemde TİM'in ters düştüğünün ve hatta gazetelere ilanlar verdiğinin altını çizen Büyükekşi, faiz indirimlerini memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti. Büyükekşi, "Merkez Bankası ile aramızda çok iyi bir işbirliği var. Merkez Bankası'nın sonuna kadar arkasındayız. İzlediği politika çok doğru. Artık dünyada en yüksek reel faiz veren ülke değiliz. Faizler de ilk kez tek haneye indi. Biz bir miktar daha indirim bekliyoruz. Döviz kuru olarak da dolar için 1.7 TL lobisi yapıyoruz. Rekabet ortamının bir gereği olarak doların kurunun 1.7 olması yerindedir" diye konuştu.

 

Kısa çalışmada sıkıntı var

Kısa çalışma ödeneğinde sıkıntılar olduğunu dile getiren Büyükekşi, "15 Nisan itibariyle 3 bin 79 firma başvurmuş. 823'ü kabul edilmiş ve 85 bin 447 çalışan yararlanmış. 192 başvuruya ret cevabı verilmiş.

Başvurusu incelenen firma sayısı bin 753, çalışan sayısı ise 87 bin 390 kişi. Ancak başvurular 1.5 ayda realize ediliyor. Biz 'Maksimum 15 güne düşürün ki, bir işe yarasın' talebinde bulunduk. Çünkü yeterli sürede cevap alınamıyor. Ayrıca yeteri kadar firmanın bilgi sahibi olmadığını da gördük. Bu konuda seminerler düzenleyerek bilgilendirme yapıyoruz" diye konuştu.

 

Eğilim anketi geliyor

Aylık ve üç ayda bir olmak üzere eğilim anketi düzenleyeceklerini belirten Büyükekşi, "Burada her türlü sorular bulunacak. Enflasyon beklentisi, dolar kuru beklentisi, ihracat beklentisi, her şey olacak.

Her sektörden 10 büyük ihracatçıya ve o ihracatçı birliğinin yönetim kurulu üyelerinin şirketlerine soracağız" dedi.

Habur’da rüşvet operasyonu

Şırnak Valiliği, Habur Sınır Kapısında düzenlenen operasyon kapsamında, Habur Emniyet Amirliğinde görevli 6 polis memuru ve 13 sivil olmak üzere toplam 19 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.
Valilikten yapılan yazılı açıklamada, Şırnak Emniyet Müdürlüğünce, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması kapsamında 5 Aralık 2008'den bu yana teknik takip destekli operasyon başlatıldığı belirtildi.
Bu kapsamda ''Suç işlemek için örgüt kurmak, suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, rüşvet almak, rüşvet vermek, gümrük kaçakçılığı, görevi kötüye kullanma, irtikap ve gümrük kaçakçılığı fiilinin işlenmesine menfaat karşılığı yardım etmek'' suçları ile ilgili olarak dün operasyon yapıldığı belirtilen açıklamada, ''Operasyonda, Habur Emniyet Amirliğinde görevli 6 polis memuru ve 13 sivil şahıs olmak üzere toplam 19 kişi gözaltına alınmıştır. Operasyon devam etmektedir'' denildi.

GPS, Galileo, Glosnass derken Compass geliyor

Çin Elektronik Teknolojisi Grubu uzman şeflerinden biri olan Cao Chong, pusula anlamına gelen “Compass” adlı navigasyon ve konumlama cihazının 2010 veya 2011 yılının ilk aylarına kadar tüm Çin ve komşu bölgelerdeki takımyıldızlarını kapsayacağını ve 2020’ye gelindiğinde global boyutta hizmete hazır olacağını söyledi.

Xinhua’da yer alan haber, dünya navigasyon sistemleri üreticileri, uygulayıcıları ve ulaştırma çevrelerinde büyük yankı yaptı.

Üstelik AB’nin konumlama sistemi Galileo, 3 milyar dolardan fazla bir maliyet gerektiriyor ve bu da 3.9 milyar dolarlık GPS’e yakın bir harcama anlamına geliyor. Buna karşın Compass’ın sadece ilk aşamalarının 10 milyar Yuan’a a mal olacağı belirtiliyor.

 

Bilindiği üzre, şu an bir çok ülke ABD merkezli navigasyon ve konumlama sistemi olan GPS’i (Global Positioning System) kullanıyor. Diğer yandan AB “Galileo” adı altında kendi sistemini oluşturmaya çalışıyor.

Rusya'nın ise yapımı 1976 yılında başlayan, ilk sonuçlarını 1982 yılında vermeye başlayan GLONASS’I bulunuyor. GLONASS, Amerika’nın navigasyon sistemi GPS ve Avrupa’nın navigasyon ssitemi Galileo ile rekabet etmek için geliştiriliyor.

Ancak, Rusyanın sistemi GPS kadar etkin olmadığından, Rus ordusu tarafından geliştirilen radyo dalgası odaklı GLONASS (Global’naya Navigatsionnaya Sputnikovaya Sistema / Küresel Navigasyon Uydu Sistemi), Kazakistan’da bulunan Baykonur uzay üssünden geçtiğimiz yılın sonunda Proton-M roketi ile fırlatıldı.


Gönderilen üç uydu, GLONASS’ın mevcut 17 uydusuyla birlikte mevcut rakamı 20’ye çıkaracak. Rusya’nın 2009 sonunda 4 uydu daha gönderip toplam 24 uyduyla tüm dünyayı kapsama alanı içine alması bekleniyor.

Rusya, GLONASS’ı 2010 yılı itibariyle tüm dünyada konum belirleme (navigasyon) cihazlarında kullanılabilir bir standart haline getirmek istiyor.

Bu süreci yakından takip eden Çin de boş durmadı “Compass”ı geliştirdi.

 

Cao Chong’un verdiği bilgilere göre, Çin’in bir aksilik olmassa Compass’a ilişkin ilk raporunu 2015’e kadar tamamlayacağını açıkladı.  

Compass’ın, sivil müşterilerine de şarja gerek duymadan, GPS’in 5 – 6 metreyi kapsayan mesafesine karşın,  10 metreye kadar net konumlama bilgisi sunabileceğini kaydeden Chong, sistemin kendine has başka avantajları olduğunu söyledi.

Chong, Xinhua’ya yaptığı açıklamada; “Sistem uzaktan veya deniz alanlarda kısa mesaj iletimini sağlamak için geleneksel uyduların ulaşamayacağı büyük ölçüleri aşacak ve ‘askeri amaçlar için yetkili hizmetler’i de sunacak” dedi.

 

Yaklaşık iki yıl sonra, geçtiğimiz hafta çarşamba günü, Çin ikinci Compass navigasyon uydusunu başlattı. İlk Compass modülü yaklaşık iki yıl sonra yörüngeye girdi.

Cao’nun verdiği bilgilere göre, Çin’in önümüzdeki iki yıl içinde başka bir 10 uyduluk sistemi başlatacağını söyledi. 12-Compass programı, ilk aşamada Çin ve komşu bölgeleri kapsayan bir uydu sistemi olacak.
Ama, bu Compass’ın global ağını genişletmesi için daha fazla zamana ihtiyacı olacağını unutmamak gerekiyor. İkinci aşamayı gerçekleştirmek için çok daha fazla zaman alacak. Bu da en az 30 uydu gerektiriyor.
Tang soyadlı bir askeri yetkiliye göre de, Compass, ancak, 35 uyduya ulaştıktan sonunda global kapsamda yer alabilecek.

Romanya’da karayolu ağı bir rezalet

Romanya’nın toplam otoban ağı uzunluğu 53 kilometre olup, Bunun tersine Belçika 1.763 kilometrelik otobana sahip bulunuyor. EurActiv Romania’ya göre, bu ülkede Ocak 2007’de AB’ye üyeliğinden beri 1 kilometrelik bile yeni karayolu inşa edilmedi, ve ‘’Romanya karayolu ağı rezil’’ durumda.

 

Romanya'nın komünizmden dönüşü sürecinde ulaştırmadan sorumlu yetkili bakanların tümü de, taşımacılık altyapı projeleri üzerinde durulmasına işaret etmiştiler.


Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu dahi, 1996-2000 yılında ülkenin ulaştırma bakanı olarak görev yaptı.


81.693 km Romen ulusal karayolu ağının modernize yolların sadece 22.865 KM sahipti. Ancak, bu modern yolların bile yarısı zaten, Romanya Ulaştırma Bakanlığı ve Ulusal İstatistik Enstitüsü tarafından yayımlanan ortak bir rapora göre de rehabilitasyonu gerekiyor.

 

Rapora göre, ulusal karayolu ağının büyük bir oranı olan 12 bin km, veya tüm şebekenin sadece yüzde 15’i asfaltlanmış durumda. Ayrıca tüm ağların yüzde 30’una denk gelen veya 25 bin km’si ise sadece döşenmiş yolardan oluşuyor.

 
Büyük hedef
Romanya Ulaştırma Bakanı Radu Berceanu, geçtiğimiz ayın başlarında yaptığı açıklamada, 2008 yılında altyapı fizibilite çalışmaları için 160 milyon Euro harcandığını, ancak, bunun yapılması gerekenin küçük iş bölümünü oluşturduğunu söyledi.


Görünen o ki, b
u Ulaştırma Bakanlığı’nın otoyol inşası için büyük emelleri var.

Diğer yandan, 2013’te yaklaşık 2000 km’lik otoyol planı için hazırlanıyor ve 2009 yılında ilk 400 km’ye, diğer bir 400 km’nin inşasına ise 2010’da başlaması bekleniyor.

 

AB’nin altyapı için ayırdığı kullanılabilir finansal kaynağı bulunuyor. Fakat, yetkililerin bu kaynakların tümünü bir anda çekmemesi gerekiyor.

Nisan 2007 -Aralık 2008 döneminde görev yapan eski Ulaştırma Bakanı Ludovic Orban, bu fonları 100 emmemek için söz vermişti.Romen basınına göre, bu kaynağın çok az bir kısmı kullanıldı.

Coca-Cola’yı Renault Trucks taşıyor

Renault Trucks Belçika’daki Coca-Cola ile büyük bir atılım gerçekleştiriyor.

Belçika’daki Dağıtım pazarının özelliklerinden bir tanesi de, Coca Cola ürünlerinin doğrudan müşteriye teslim edilmesidir. Bu da binlerce satış noktası anlamına gelmektedir: süper marketler, bakkallar, oteller, restoranlar, kafeler, şirketler, hastaneler, sinemalar, benzin istasyonları, spor merkezleri, eğlence parkları vb… Teslimatlar, Coca-Cola’nın renklerini taşıyan 246 kamyonla günlük olarak yapılıyor. 2 yıl içinde filonun üçte birinden daha fazlası Renault Trucks bayrağını taşıyacak!

 

Daha temiz, daha güvenli araçlar

 

Renault Trucks, Belçika’daki Coca-Cola Şirketi’ne en temiz araçları tahsis etti. Bunlar Euro 5 standartlarını karşılayan 90 Renault Premium Dağıtım 410 26T 6X2s kamyonlardan oluşuyor. Ayrıca bu araçlarda Optidriver+ robotize şanzıman, Optibrake motor freni ve bir de kör nokta kamerası konulmuş. Her yeni araçta kaldırılabilir dümenli dingil ile önde ve arkada lastikleri korumak için pnömatik süspansiyon bulunuyor. Bir yük denetim sistemi ise aşırı yük olması durumunda sürücüyü uyarıyor.

 

Renault Trucks, usta seçim

 

Belçika’daki Coca Cola Şirketine 2009’da 39, 2010’da 38 ve 2011’de de 12 tane Renault Premium Dağıtım aracı tahsis edileceği açıklandı. Teknoloji, bakım, fiyat ve servis kalitesi Renault Trucks’ın avantajları arasında. Bakım, onarım ve yedek parçayla ilgili işlemlerin hepsi Renault Trucks ekibi tarafından gerçekleştirilecek. Boya, araç üzerindeki yazılar ve brandalar ise taşeron firmanın sorumluluğu altında olacak.

Evden Eve Nakliyat Esnasında Araç ve Şoförlerde Olması Gerekenler

Evden eve nakliyat sırasında araç ve şoförlerde olması gereken özellikleri kısaca sizlere şu şekilde sıralayabiliriz..

1-> Kamyonlar bakımlı olmalı ve taşınacak eşyaların ebatlarına göre küçük veya büyük kasalı kamyonlar tercih edilmelidir.. (Tamamen taşınacak eşyaların ebatına bağlı)

2-> Kamyonların içi eşyaların sarsılmaması için kancalı ve ip düzenekli şeklinde dizayn edilmelidir..

3-> Evden eve nakliyat Sırasında kullanılan kamyonun işi bitince dezenfekte edilmelidir..Özellikle nakliyeden sonra müşteriler eşyalara sinmiş kokulardan şikayetçi olacaklardır..Böyle bir durumun yaşanmaması için mutlaka alınan her işten sonra nakliye aracı temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir..

4-> Nakliye Firma Şöförlerine Sarsıntısız Yolculuk için Sürüş eğitimi verilmelidir..Türkiyede yolların bozukluğu göz önüne alınırsa bu tür bir uygulama hem nakliyat firmaları için hem de biz kullanıcılar için gerekli olacağını düşünüyoruz..Ayrıca bu tarz bir eğitimden sonra nakliye esnasında eşyaların hasar görme riski daha da aşağıya düşeği belirgin bir farkla görülecektir..

Evden Eve Nakliyat Diyalogları

Evden eve nakliyat işinde battaniye felaketini özetleyen diyalog:

Müşteri : Böyle taşıma olur mu yahu, battaniyeniz yok mu neden sarmıyorsunuz eşyaları?
Nakliyeci : Abi eşyaların çok temiz ya battaniyeye sararsak iyice batırırız..

Eşyalara daha önce bakmayan ve sözleşme imzalamayan nakliyat firmaları ile başınıza gelebilecekleri özetleyen diyalog:

Nakliyeci : Hımm, abi baya bir eşya varmış burada..
Müşteri : Söylemiştim ben gelip görmeye gerek yok dediniz..
Nakliyeci : Tamam abi biz aşağıdan ambalajları alıp geliyoruz birazdan..

Aradan 20dk geçer, müşteri merak ediyor.. Oğluna seslenerek: Oğlum git bak bakayım nerede kaldı bu nakliyeciler..

Çocuk geri döner babasına : Baba aşağıda nakliyeci falan yok, ambalajı ofislerinden mi alacaklardı?
Müşteri : Yok be oğlum, adamlar kaçmışlar baksana..

Diyaloglar zamanla çoğalacaktır..